Prizren Kosova Gezi Notları

0
9055
Prizren Kosova Gezi Notları ve Gezilecek Yerler
Prizren Kosova Gezi Notları ve Gezilecek Yerler

Şubat 2014

Efendim Üsküp’ ten Taksici Muharrem ile yolumuza başlıyoruz. Üsküp’ ten uzaklaşmaya başladıkça karşımıza türk fabrikaları çıkıyor ve muharrem bana hepsini gösteriyor. Bunların hepsi türk diyor. Buralarda ciddi anlamda türklerin yatırımları olduğu doğruymuş.

Kosova sınırına yaklaşıyoruz ve muharrem bana seni indirebilirler korkma diyor. Önce muharrem bişeyler konuşuyor ve benim tarafıma doğru bir polis geliyor. Türkmüşsün diyor ve bende osmanlı türklerindeim diyor. Merhaba dedikten sonra çantana bakabilirmiyiz diyor. Arka koltuktan çantamı alıp açıp gösteriyorum. Zoraki baktığı o kadar belliki tamam tamam gel diyor beni sınırda bir odaya alıyorlar. Ben hemen gelicem sorun yok korkma diyor.Sürekli korkma dedikçe bunlar şaşırıyorum bende tabiki.Elinde bi kağıt ile geliyor türkçe sorular soruyor bana, kaç gun kalıcaksın, hangi otel, nekadar para var üzerinde gibi sorular soruyor ama bunların hepsini kağıda kendi istediği gibi yazıyor. 2 Gece kalıcam 100-150 euro arası param var dıyorum. ama o kağıda yüksek miktarda kredi kartı var falan yazıyor :D Bunlar prosedür kusura bakma diyor sonra pasaportumu verip güle gül diyorlar.Bizde taksiye atlayıp yolumuza devam ediyoruz.

Muharrem bana Türkiye ‘den avrupaya kaçmak isteyenlerin bir kısmının bu hattı kullandıklarını sölüyor. Kendiside birkaç kere Üsküp ‘ten Belgrad ‘a 500Euroya birilerini götürdüğünü söyledi.Buralarda rüşvetin çok olduğunu bi topar para verdiklerini sölüyor sınırlarda polislere.Doğrudur diyip ilerliyoruz. Biraz Türkiye’ den bahsediyoruz.Bildiği şarkıcıları, dizileri İstanbul’ dan bahsediyoruz.Türkiyede kullandığı arabanın ne kadar olduğunu soruyor. Soruyor da soruyor…

Bazı yerlerde hızımızı iyice düşürüyoruz çünkü çok radar olduğunu ve ileride polislerin ceza kestiklerini sölüyor ve dediğide çıkıyor bir kaç km sonra polisler bazı araçlara ceza kesmek için durdurmuştu.

Ve artık meşhur Kosova’ nın Tarihi şehri Prizren’ e geldik sayılır. Beni otobüs garının önünde bırakıyordu…

Prizren otobüs garında indikten sonra yürümeyi tercih ediyorum. Daha öncesinden tanıştığım arkadaşımı arıyorum otobüs garında ve sırtıma çantayı atarak yavaş yavaş yürüyorum.Şehirde Saraybosna ‘ya kıyasla mermi izleri bulunan evler pek görmedim.Sonuçta 1998 – 1999 ta Savaş geçirmiş bir ülkeydi. Fakat savaşın burukluğunu hissedebiliyorsunuz. Neyse yavaş yavaş çarşıya doğru ilerliyorum. Yolda Anadolu üniversitesinin tabelasından türk dizi reklamlarına kadar görmeniz mümkün. Hatta herhangi birine türkçe adres bile sorabilirsiniz. Türkçe bilmeyen sayısı çok azdır, sadece konuşmuyor olabiliyorlar.

Ve artık Şadırvana gelmiştim. İnternette araştırırken gördüğünüz resimler ile an itibari ile orda bulunmanız çok farklı bir duygu. Kosovanın tarih Başkenti Prizren :D

Arkadaşlar öncelikle balkanlarda gittiğim ülkeler ve şehirler arasında Türk izlerinin ve Türk kültürünün en yoğun olarak yaşandığı yer bence Prizren’ dir. Yolda kimseye “ingilizce biliyor musunuz ?” demenize gerek yok. Direk “Türkçe biliyor musunuz ?” demeniz  daha doğru olur.

2. dünya savaşından sonra şehrin dokusu korunmaya çalışılmış, ülkenin güneybatısında bulunan Prizren’ in nufusu ortalama 200.000 olup para birimi olarak Euro kullanılmaktadır.

Arkasında Sharr Dağları ve ortasından geçen Bistrica nehri, daracık sokakları ile evlerin kültürel hassasiyetle korunduğu bir şehirdir Prizren. Türkçenin Türkiye’ nin dışında en çok ve güzel konuşulduğu bu şehirde birçok Osmanlı eserlerini de görmeniz mümkün.

Sinan Paşa Camii,
Gazi Mehmed Paşa Hamamı,
Tarihî Prizren evi,
Şadırvan,
Prizren Birliği binası,
Taş Köprü,
Prizren Kalesi,
Sırp Ortodoks Kilisesi,
Yanmış Sırp Evleri,
Kirik Cami yada diğer adıyla Namazgah, Prizrende gezebileceğiniz yerlerden bazıları.

Çarşıya geldiğimde arkadaşımla buluştum ve önceden yer ayırtmadığım için biraz dinlendikten sonra uygun ve temiz bir hotel bakmaya çıktık. 3. yada 4. girdiğimiz hotel ile anlaşarak 2 geceliğine 30euro ödedim. Benim yerime pazarlık işlemlerinin hepsini prizrenli arkadaşlar yaptı :D

Odaya yerleşip çantayı bir kenara atıyorum ve prizren sokaklarında dolaşmaya çıkıyoruz.

Prizren’e girdiğimden beri hiç yabancılık çekmemiştim. Gerek etraftan duyduğunuz türkçe konuşmalar gerek benzer mimarisi ile safranbolu evleri sanki yabancı ve farklı bir coğrafyada olmadığımı hissettirmişti bana. Ara sokaklardan ilerleyerek meşhur Şadırvan’ a gelmiştik. Kaldığım yer ile Şadırvan arası yürüyerek 3-4 dakikalık bir mesafede idi. Zaten aklınıza çok büyük bir yerleşke gelmesin heryer birbirine çok yakın :d Şadırvan Prizren’in merkezi cafelerin restoranların ve mağazaların çevrelediği Prizren’in kalbi.

Şadırvana yakın cafelerin birinde oturarak sıcak bişeyler içip sohbet ediyorduk ve ertesi gün için Prizren’e yakın olan kayak merkezine gideceklerini söylediler. Lise üniversite gruplarının düzenlediği tura gelirmisin dediklerinde neden olmasın diyip arkadaşlarını arayarak 7 euro ya biletimi almak için başka bir cafeye gidip biletimizi aldık.

Prizren’ e gelmişken meşhur köftelerinden yemeden olmaz dedik ve ben bezistan’ın methini çok duyduğum için orayamı gidicez diye sorduğumda, arkadaşım daha güzel biryere götürücem seni diyerek gene şadırvanına çok yakın 2 katlı bir restorana geldik. Kaşarlı köftesinin çok iyi olduğunu söyledi ve 2 adet kaşarlı köfte ile  salata siparişi verdik.Salata küp doğranmış domates biber ve salatalığın üzerine peynir rendelenmiş olrak getiriliyor. Tıpkı makedonyaki gibi. Makedonyada buna Şopska deniliyor.

Karnımızı doyurduktan sonra ise hava kararmadan Prizren Kalesini görmek istemiştim, yeteri kadar dinlendikten sonra kaleye doğru yola koyulduk ve 15-20 dakikalık tırmanış ile birlikte savaş zamanında evlerini terketmek zorunda kalmış sırpların yanmış ve yıkılmış evlerinin yanından doğru kaleye doğru çıkıyorduk. Tepeye çıktıkça ise Prizren farklı bir güzelliğe bürünüyordu… Özellikle beyaz iken prizren manzarasını görmenizi tavsiye ederim.

Kalede yarım saat Prizren manzarasını izledikten sonra hava kararmıştı ve biz bu sefer kalenin arkasından Maraş adı verilen bölgeye doğru yürümeye başladık. Yolda ışık olamadığı için telefonlarımızın ışıklarını açıp sohbet ederek yürüyorduk. Yaklaşık 30-40 dakika yürüdükten sonra Maraş denilen bölgeye geldik ve sessiz sakin yolun kenarında bir cafede oturup bişiler içmeye karar verdik ve aynı zamanda yorgunluğumuzu da atmış olduk.

prizren-kosova-balkanlar-maras-kale-levent-isikli-gezi-notlari-300x200

Hava kararmış ve saatlerce yürüdükten sonra artık yemek yemenin zamanı gelmişti. Tekrardan Şadırvan’ a geldik ve arkadaşlardan ayrıldıktan çarşıda kaldım. Çarşıda yürürken şadırvana çok yakın Sinan Paşa Cami’ nin yan sokağında kahve görüyor ve içeri giriyordum. Lig tv açık ve maç izliyorlardı bende bi çay alıp ortamı solumak için biraz maça bakıyordum. Demleme çayın fiyatı 30 cent.

kosova-prizren-kahve-osmanli-turk-balkanlar-sadirvan-levent-isikli-300x200

Maç bittikten sonra aynı sokakta cafelerin sıralandığı başka yerlere geçiyorum ve ertesi gün kayak merkezi Brezoviça’ ya gideceğimiz için fazla geç kalmadan otele gidip dinlenme vakti gelmişti.

Cumartesi günü sabah 05:00 te kalkıp hava henüz aydınlanmamış ve sadece şadırvandan akan suyun sesinde, prizren sokaklarında otobüsün kalkacağı yere doğru ilerlemek farklı keyif ve duygular yaşamanıza neden olabiliyor :D

CEVAP VER

*